Subjektif bakmak ne demek ?

Sena

New member
Subjektif Bakmak Ne Demek?

Herkesin bakış açısı farklıdır. Hayatta karşılaştığımız olaylar, insan ilişkilerimiz, iş ve sosyal yaşamımız gibi birçok durum kişisel algılarımıza göre şekillenir. Bu, bizim 'subjektif bakış açımız' olarak adlandırdığımız şeydir. Peki, subjektif bakmak tam olarak ne demektir? Objektif gerçeklikten nasıl ayrılır ve bizi nasıl etkiler? İşte, bu sorulara birlikte cevap arayalım.

Subjektif Bakış Açısının Tanımı

Subjektif bakmak, bir durumu veya olayı kişisel düşünceler, duygular ve algılarla değerlendirmektir. Bu, bireyin kendi deneyimleri, değerleri ve inançları doğrultusunda şekillenen bir bakış açısıdır. Kişi, dış dünyayı gözlemlerken kendi içsel filtrelerinden geçirir ve bunun sonucunda aynı olaya farklı kişiler farklı tepkiler verebilir. Subjektiflik, objektiflikten ayrılır çünkü burada tek bir doğru ya da evrensel bir gerçeklik yoktur; her birey kendi gerçeğini yaratır.

Objektif ve Subjektif Arasındaki Fark

Objektif bir bakış açısı, durumu kişisel düşünceler ve duygulardan bağımsız bir şekilde değerlendirmeyi ifade eder. Örneğin, bir bilimsel araştırma, veriler ve deneylerle desteklenen objektif sonuçlar sunar. Bu, herkesin kabul edebileceği bir gerçektir.

Öte yandan, subjektif bakış açısında kişisel deneyimler devreye girer. Bir sanat eseri, bir müzik parçası veya bir film hakkında yapılan yorumlar, kişinin yaşam tarzı, geçmişi ve duygusal haliyle şekillenir. Örneğin, aynı filmi izleyen iki kişi, birinin duygusal bir bağ kurduğu bir sahneyi çok anlamlı bulabilirken, diğeri bu sahneyi sıradan bulabilir. Bu durum, subjektif bakış açısının tipik bir örneğidir.

Erkeklerin ve Kadınların Subjektif Bakış Açısı: Pratik ve Duygusal Perspektifler

Toplumda erkeklerin genellikle daha pratik ve sonuç odaklı, kadınların ise daha sosyal ve duygusal etkilere odaklandığına dair yaygın bir düşünce vardır. Bu farklı bakış açıları, her bireyin deneyimlerinden ve büyüdükleri sosyal çevreden etkilenmiştir.

Bir araştırma, erkeklerin problem çözme odaklı ve çözüm arayışı içinde olduklarını gösteriyor. Örneğin, işyerindeki bir kriz durumu değerlendirildiğinde erkekler, daha çok somut çözüm önerileri ve net sonuçlar arayacaklardır. Kadınlar ise aynı durumda daha çok ilişki yönetimi, duygusal bağlar ve grup dinamikleri üzerine odaklanabilirler. Bu, onların daha sosyal ve duygusal bakış açılarına dayalı bir perspektif geliştirmelerini sağlar. Ancak bu tamamen bir genelleme olup, her birey kendi kişiliği doğrultusunda farklı şekillerde reaksiyon gösterebilir.

Veri ve Araştırmalarla Subjektiflik Üzerine Örnekler

Subjektifliğin bir başka örneği de psikolojik araştırmalarda karşımıza çıkar. Örneğin, bir kişinin mutluluğu veya başarısı, onun kişisel algılarına bağlıdır. Bir araştırmada, katılımcılara kendi mutluluklarını değerlendirmeleri istendiğinde, cevaplar kişisel yaşam deneyimlerine, değerlerine ve beklentilerine göre değişiklik göstermiştir. (Kaynak: "Psychological Science," 2013). Bu araştırma, mutluluğun ve başarı algısının ne kadar subjektif bir deneyim olduğunu ortaya koymaktadır.

Bununla birlikte, insanlar arasındaki ilişkiler de subjektif bakış açıları doğrultusunda şekillenir. Bir kişinin bir başkasıyla olan arkadaşlık veya ilişki dinamiği, kişisel geçmişe, ilişkiye koyduğu anlamlara ve hatta toplumsal cinsiyet rollerine göre farklılık gösterebilir. Örneğin, bir erkek için 'iyi bir arkadaşlık' daha çok pratik faydalarla ölçülürken, bir kadın için duygusal yakınlık ve güven duygusu daha önemli olabilir.

Subjektif Bakış Açısının Toplumdaki Yeri

Subjektif bakış açısının toplumda nasıl şekillendiğini anlamak için kültürel ve sosyal faktörleri de göz önünde bulundurmalıyız. Bir toplumda bireylerin genellikle daha duygusal mı yoksa daha mantıklı mı düşündüklerine dair var olan klişeler, aslında toplumsal beklentilerin bir yansımasıdır. Bu, erkeklerin ve kadınların rollerine ilişkin toplumdaki anlayışla ilişkilidir.

Toplumda erkeklerin duygularını bastırmaları gerektiği, kadınların ise duygusal olarak daha açık olmaları gerektiği yaygın bir anlayıştır. Bu da erkeklerin daha pratik, kadınların ise daha subjektif ve duygusal bakış açılarına sahip olmalarını pekiştirebilir. Ancak bu tür kalıp yargılar her zaman doğru olmayabilir ve bireysel farklar göz önünde bulundurulmalıdır.

Sonuç Olarak

Subjektif bakış açısı, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde önemli bir yere sahiptir. İnsanların olayları nasıl algıladıkları, onların yaşadıkları dünyayı şekillendirir. Erkekler ve kadınlar arasında bu bakış açıları genellikle pratik ve duygusal olarak ayrılabilirken, aslında her birey kendi deneyimi doğrultusunda farklı bir perspektife sahiptir. Subjektiflik, yalnızca kişisel bir özellik değil, aynı zamanda toplumsal ve kültürel dinamiklerin de bir yansımasıdır.

Sizce subjektiflik, yalnızca bireysel bir tercih mi yoksa toplumsal olarak da şekillenen bir algı mı? Erkeklerin ve kadınların farklı bakış açıları, toplumdaki rollerle ne kadar ilişkilidir?